YERLİ VE MİLLİ ÜRETİME ADANMIŞ ÖMÜRLER-75: PETKİM’İN HİKAYESİ -Dr. İlhami PEKTAŞ
Türkiye’nin ilk ve tek entegre petrokimya şirketi olarak 3 Nisan 1965 tarihinde kurulan PETKİM, Türkiye sanayisinin vazgeçilmez hammadde tedarikçisi olarak ülke ekonomisine güç katıyor. Sektördeki 59 yılı aşkın deneyimini “dijital düşünme” yaklaşımı ile perçinleyen ve 2008’den beri SOCAR Türkiye çatısı altında sanayinin vazgeçilmez hammadde tedarikçisi olan PETKİM, 60’a yakın termoplastik, elyaf, boya hammaddesi gibi yüksek katma değerli ürünleri ile plastik, kimya, ambalaj, boru, boya, inşaat, tarım, otomotiv, elektronik, tekstil, ilaç, deterjan, kozmetik gibi sayısız sektöre hizmet veriyor. PETKİM, İzmir Aliağa’da bulunan 15 ana ve 6 yardımcı tesisinde 5000 kişilik ekibi ile tam kapasite çalışarak Türkiye’nin petrokimyasal hammadde ihtiyacının yaklaşık %11’ini karşılıyor ayrıca Uluslararası piyasada yaklaşık 80 ülkeye yaptığı ihracatlarla, Ege Bölgesi’nin en büyük ihracatçısı konumunda. Dünya Ekonomik Forumunun (WEF) 2020 yılında belirlediği ve “geleceğin tesisleri” olarak kabul edilen “WEF Global Lighthouse Network”e Türkiye’den seçilen tek şirket.
1950’li yıllarda Dünya’da petrokimya sanayi büyük önem kazandı. Amerika’dan sonra Almanya’da petro kimya sanayinde bu yıllarda büyük yatırımlar yaptı. Türkiye’de ise Petko kimya yatırmları 3 Nisan 1965 yılında TPAO öncülüğünde PETKİM’in kurulması ile başladı.

Türkiye Petrolleri(TPAO), 1954 yılında, 6327 sayılı kanunla, kamu adına hidrokarbon arama, sondaj, üretim, rafineri ve pazarlama faaliyetlerinde bulunmak amacıyla kurulmuş; PETKİM, TÜPRAŞ, PETROL OFİSİ gibi 17 büyük kuruluşu ülkemize kazandırmış, Ülkemizin yegâne milli petrol şirketidir.
PETKİM, bu kurulum ve hazırlık aşamalarından sonra, 250 milyon sermeye ile 2. Beş yıllık kalkınma planı kapsamında, 1970 yılında Kocaeli Yarımca Kompleksi’ndeki 5 fabrikası ile üretime başladı. Burada Etilen, Polietilen, Klor Alkali, VCM ve PVC fabrikalarının yapımı tamamlanarak deneme üretimine alındı. Yarımca Kompleksi’nde VCM ve PVC fabrikaları genişletilerek Naylon, plastik ve elyaf yapımında kullanılan Kaprolaktam üniteleri de devreye geçti.

Tesis devreye girip, talebe yetişemeyince 1970’li yıllarda Aliağa’da, yine Tüpraş ile entegre olacak şekilde yeni bir yatırıma daha başladı. Aliağa tesislerinin kurulmasından sonra, 1971 yılında Çanakkale’de plastik işleme fabrikası açılarak üretime başladı. 1984 yılında İzmir, Aliağa’daki işletmelerinin tamamlanması ile PETKİM Aliağa Tesisleri işletmeye açıldı. Aliağa Kompleksi’nde AYPE, YYPE, PP ve ACN fabrikalarında; Yarımca Kompleksi’nde PVC, PS, KS, SBR, CBR ve BDX fabrikalarında rehabilitasyon çalışmaları yapılarak kapasiteleri artırıldı. Klor Alkali fabrikasında, klor üretim kapasitesini yılda 100 bin tona çıkarmayı amaçlayan tesis işletmeye alındı.

Yine o dönemlerde 19 Ağustos 1976’da PETKİM’in öncülüğünde, Petlas Lastik Sanayi A.Ş. kuruldu.
Gerek Yarımca ve gerekse Aliağa entegre tesisleri Türkiye’nin petro kimya sektöründe gelişmesi için öncü kuruluşlar oldu. Özellikle 1985 yılında Aliağa’da çağdaş bir kurgu ile yüksek kapasite de üretim yapmak üzere Rafineri-Petrokimya-Enerji-Lojistik ve Dağıtım Entegrasyonuna dayalı yeni bir sistem kuruldu.
Türkiye ham petrol ithal edecek veya TPAO kanalı ile petrol çıkaracak. Bu petrolü rafine edecek, ardından rafineriden çıkacak petrokimya hammaddelerini başta nafta olmak üzere petrokimyasallarına dönüştürecek. Tesisler kendi enerjisini kendi üretecek, kendi limanlarını kullanacak ve rafineri ürünleri de Petrol Ofisi ile dağıtıma sunulacak. Böylece Türkiye, baştan sona her aşaması iyi planlanmış bir yatırıma kavuştu.
Neden her açıdan iyi planlandığını şöyle ifade edebiliriz. Bu entegrasyon ile petrolün değerini 100 kabul edersek rafineri sayesinde bu değer 130’a çıkıyor. Ama devreye petrokimya tesisleri de girince bu değer yaklaşık 500 seviyelerine ulaşıyor. Diğer ifadeyle 100 TL’lik ithalat yaparak, 500 TL’lik bir katma değer yaratılıyor.
1985’den sonra PETKİM’de Amerika’dan ithal bürokratlar görev almaya başladı. İşte bu bu dönemde bürokratlar tesisleri özelleştirmek istedi. Bu amaçla da Özelleştirme İdaresi kuruldu. Özelleştirilmek için seçilen ilk tesislerden birisi de PETKİM oldu. 1985 yılında ALPET A.Ş. ve YARPET A.Ş. adıyla PETKİM’e bağlı ortaklık haline getirilen Aliağa ve Yarımca işletmeleri 1986 yılında özelleştirme kapsamına alınıp, 1989 yılında TOKİ’ye bağlandı. Aliağa, 1993 yılında PETKİM’in merkezi haline getirildi.

1965-1972 döneminde Demirel Başbakan, Özal DPT müsteşarıyken kurulan bu muhteşem sanayileşme hamlesi, teknik olarak bu başarının mimarı olan Turgut Özal döneminde özelleştirme kapsamına alındı. Özelleştirme kapsamına alınınca PETKİM’in bu sektöre yatırım yapılması yasaklandı.
1989 yılından 2003’e kadar Petkim’e tek bir çivi çakılmadı. Teknik eleman takviyesi yapılamadığı gibi teknolojisi de yenilenmedi. Bu arada 1994-1997 yılları arasında PETKİM, 2 milyar dolar kar etti. Ancak bu paralar seçim yatırımlarında kullanıldı. Çiller Hükümeti de PETKİM Yarımca Tesislerini kapatmak için IMF’ye taahhüt verdi. 2001 yılında Yarımca tesisleri arazisi ile birlikte Özelleştirme idaresi tarafından 60 Milyon dolara TÜPRAŞ’a devredildi. Böylece çok iyi bir planlamayla yola çıkan PETKİM’in Kocaeli hikayesi sonlandı. 2003 yılında Çanakkale Plastik İşleme Fabrikası sökülerek Aliağa’ya taşındı.
PETKİM için 2003 yılında ilk özelleştirme ihalesi yapıldı. Yani 1989’da özelleştirme kapsamına alınan PETKİM tam 14 yıl boyunca yoğun bakım odasında tutuldu. PETKİM’in ilk özelleştirme ihalesi 2003 yılında gerçekleşti. Uzan Grubu yüzde 88 hissesine 600 milyon dolar teklif ederek, ihaleyi kazandı. Daha sonra ihale iptal edildi.
İhalenin iptal edilmesinin hemen akabinde, Ocak 2004’te yeniden ihaleye çıkıldı. Ancak tek teklif geldiği için zarf açılmadan ihale yine iptal edildi. İhale kanununa göre tek teklif, ihale iptalini gerektiriyordu. Bu dönemde PETKİM’in alıcısı çıkmadı. Ancak hükümet PETKİM’in önceliğini satış olmaktan çıkarıp, “Önce şirketi toparlayalım. Gerçek değerini bulsun. Öyle satalım.” stratejisini benimsedi. Bu yaklaşımla PETKİM’de yeni bir dönem başladı. Yatırımlarla verimlilik arttı. Kârlı, verimli stratejik yeni bir PETKİM’e dönüş başladı. 2003 yılını 200 trilyon zarar ile kapatan şirket, 2004 yılında kâr açıklayarak herkesi şaşırttı. 2005 yılında son onbeş yılın en büyük ihracat rakamlarını başarıyla geçen PETKİM, 2006 yılında Buhar Üretim Ünitesi’nde fuel-oil’den doğal gaza dönüşüm çalışmalarına başladı.
2005 yılında şirketin yüzde 34 hissesi halka arz edildi ve gelen talep miktarı beş kata ulaştı. Halka arz ile tam 283 milyon dolar gelir Hazine’ye aktarıldı. O yıllar için bu miktar çok büyük bir gelir anlamına geliyordu.

PETKİM, 2008 yılında özelleştiği zamana kadar oldukça başarılı faaliyet dönemleri geçirdi. Yıldızı yeniden parladı. Dikkatleri yeniden üzerine çekti. Adeta küllerinden yeniden doğmuştu. 2008 yılında ise özelleştirme detayları oldukça uzun olan yeni bir yolculuğa başladı. Artık PETKİM, özelleştirilmişti. Azerbaycan Devlet Petrol Şirketi olan SOCAR’ın PETKİM’i özelleştirmeden devir almasıyla PETKİM’de yeni bir dönem başlamış oldu.

Bilindiği gibi State Oil Company of Azerbaijan Republic (SOCAR) grubu, Hazar bölgesinde sahip olduğu ve işlettiği petrol ve doğal gaz kaynakları ve önemli yatırımları ile dünyanın öncü enerji şirketlerinden birisiydi ve 1992 yılında Azerbaycan’ın petrol ve gaz rezervlerini işletmek üzere kurulmuştu. SOCAR, kardeş Azerbaycan’ın petrol ve doğalgaz kaynaklarının imtiyazını elinde tutan küresel ölçekte önemli bir şirketti. Kardeş ülkenin şirketi olması da ayrıca önemini artırıyordu. Bu sebeple de özelleştirme memnuniyetle karşılanmıştı.
SOCAR 2008 yılında önce PETKİM’in %25’lik hissesini elinde tutan Turcas’ı satın aldı. 2012 yılında Özelleştirme idaresinin elinde kalan %10’luk payı da alarak PETKİM’in %51 hissesine sahip oldu. Geri kalan hisseler ise halka açıldı.
SOCAR, “PETKİM’in hammadde güvenliğini tesis etmeden, PETKİM’in yaşaması mümkün değil.” tespitini yapmıştı. Zira o dönemde TÜPRAŞ da özelleştirilmişti, ama özelleştirilmeden önce PETKİM’in hammaddesi olan naftayı benzine dönüştüren bir yatırım yaparak, PETKİM’in hammaddesini kesmişti.
Bu sebeple Azerbaycan ve Türkiye’den isimlerden oluşan ve sektörü yakından takip eden dönemin SOCAR yönetimi, önce bir rafineri yapılmasını ve ardından PETKİM’in büyütülmesi gerektiği konusunu her iki kardeş devletin yetkilileriyle paylaştı. Türkiye Cumhuriyeti Devleti de bu stratejik tespiti yerinde bularak ve Azerbaycan yetkilileriyle fikir birliği yaparak, her türlü desteği ve yardımı sağladı.
25 Ekim 2011 tarihinde 7 milyar dolarlık Türkiye’nin son 40 yıldaki en büyük reel sektör yatırımı olan ‘STAR Rafineri’si açıldı. Petkim’in mülkiyetindeki 1.300 dönüm alan, hammadde rafinerisi kurulması için STAR Rafineri A.Ş.’ye tahsis edildi. Rafineri sahası Özel Güvenlik ve Özel Endüstri Bölgesi ilan edildi. Rafineri yapım sürecinde de defalarca özel destekler verildi. Yatırımın önündeki engeller zaman kaybı olmadan kaldırıldı. Bunun için de Türkiye tarihinin ilk “Stratejik Yatırım Belgesi” bu tesise verildi.

STAR Rafinerisi, kümelenme metodolojinin ve entegrasyonun da en önemli örneği oldu. PETKİM yarımadasında gerçekleştirilen rüzgar santrali ve Petlim Limanı ile birlikte artık, Rafineri-Petrokimya-Enerji-Liman ve dağıtım zincirinin tamamı burada buluştu. Rafineri sayesinde PETKİM yıllık 2 milyon ton, yaklaşık 750 milyon dolar ithalat tutarını yerlileştirdiği gibi STAR Rafinerisi’nin üreteceği diğer rafinaj ürünleri ile de önemli bir ithalatı engelleyerek yaklaşık 1.5 milyar USD’lık cari açığı da önlemiş oldu. Rafinerinin toplam üretim miktarı olan 10 milyon ton ürünün, 2 milyon tonluk kısmı PETKİM’in hammadde ihtiyacını karşılarken, geri kalan 8 milyon ton ürünlerin tamamını da bugün Türkiye’nin ithal ettiği düşünülürse, buna tam olarak bir ithal ikame veya yerlileştirme projesi de denilebilir.
Türkiye, bugünkü fiyatlar ile yılda yaklaşık olarak 15 milyar dolar rafinaj ve petrokimya ürünü ithal ediyor. PETKİM ise petrokimya ürünlerinin sadece %15’lik kısmını karşılayabiliyor. Geriye kalan %85’lik kısım ise ithal ediliyor. Buradan Türkiye’nin 5 adet daha PETKİM’e ve en az 1 adet daha rafineriye ihtiyacı olduğu anlaşılıyor.
SOCAR, PETKİM’in sahip olduğu tesislerin yanı sıra Türkiye’de stratejik olarak önemli olan diğer enerji şirketlerinin de sahibidir. Bu şirketler arasında %58 ile TANAP (Trans-Anadolu Doğalgaz Boru Hattı Projesi), %51 ile PETLİM (petrokimya limanı), %100 ile STAR Rafineri ve diğer enerji projeleri de bulunmaktadır. Bu sayede SOCAR, enerji sektöründe Türkiye’de güçlü bir konuma geldi.
PETKİM, 2013 yılında 765 milyon 751 bin ABD dolar ihracatla hem Ege Bölgesi’nin hem de Ege’de kimya sektörünün ihracat şampiyonu oldu. 2015 yılında PETKİM’in yeni Ar-Ge Merkezi hizmete girdi. 2016 yılında toplam 438 milyon ABD dolarlık ihracatla PETKİM, ‘Ege Bölgesi’nin En Fazla İhracat Gerçekleştiren Firması’ ve ‘Kimya Sektörünün En Fazla İhracat Gerçekleştiren Birinci Firması’ ödüllerini aldı. 2017 yılında 671 milyon dolarlık ihracatla Ege Bölgesi’nin ‘En Fazla İhracat Gerçekleştiren Firması’ ve ‘Kimya Sektörünün En Fazla İhracat Gerçekleştiren Firması’ ödüllerinin sahibi oldu. 2019 yılında toplam 3,44 milyon tonluk üretimle tüm zamanların en yüksek miktardaki üretimini gerçekleştirerek rekor kırdı.
SOCAR, Türkiye grup şirketlerinin entegrasyon sürecini tamamlayan PETKİM, STAR Rafineri, SOCAR Turkey Akaryakıt Depolama ve SOCAR Turkey Enerji Dağıtım iştirakleri SOCAR Türkiye Rafineri ve Petrokimya İş Birimi Başkanlığı çatısı altında yeniden yapılandı. SOCAR, Türkiye’nin PETKİM Yarımadası için çizdiği “Rafineri–Petrokimya-Enerji–Lojistik Entegrasyonu” vizyonu ile Türkiye’nin en büyük yatırımlarına ev sahipliği yapıyor.
Türkiye’yi yatırım üssü yapan SOCAR Türkiye, 17 Haziran 2019’da Alman enerji şirketi EWE AG’nin Türkiye’deki operasyonlarını yöneten EWE Turkey Holding ve iştiraklerini satın aldı. Bu tarih itibarıyla Bursa ve Kayseri’de gaz dağıtımı yapan Bursagaz ve Kayserigaz’ın yüzde 80’i, ticaret ve elektrik dağıtım şirketi EWE Enerji, enerji servisleri hizmeti veren Enervis ve telekomünikasyon sektöründe faaliyet gösteren Millenicom’un yüzde 100 hissesi SOCAR Türkiye’ye geçti. Devreye aldığı stratejik yatırımların ardından 2020 yılı içinde attığı adımlarla, entegrasyon sürecini tamamlayan SOCAR Türkiye, Türkiye’nin en büyük endüstriyel holdingi olma hedefiyle faaliyetlerini sürdürüyor.
Bugüne kadar Türkiye’ye yaptığı yatırımların değeri 16,5 milyar USD’ı bulan SOCAR’ın tüm yatırımları tamamlandığında bu rakam 19,5 milyar ABD dolarına ulaşacak. Bu tutar, SOCAR’ın Azerbaycan dışındaki bir ülkeye yaptığı en büyük yatırımı temsil ediyor. SOCAR, ülkemizde 5 bin 200’den fazla doğrudan istihdam yaratıyor.
2022 yılında Ege İhracatçı Birlikleri’nin (EİB) açıkladığı geleneksel “İhracatın Yıldızları” listesinde PETKİM tüm sektörler kategorisinde de ilk sırada yer alarak kimya sektörünün de “ihracat şampiyonu” oldu. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) İlk 1000 İhracatçı listesinde PETKİM 22’nci sırada yer aldı.
İki kardeş ülkenin en önemli ticari işbirliği olan projenin gizli kahramanı, mimari olarak Kenan Yavuz isminin anılması gerekiyor. PETKİM’in ayağa kalkıp özelleştirmesiyle bu entegrasyon projesine gönül veren Yavuz, bir kümelenme metodolojisi örneğinin ülkemizde kurulmasına da vesile oldu.
Petrokimya, rafinaj, doğal gaz, ticaret, iletim ve dağıtım sektörlerinde faaliyet gösteren ve kümelenme modeli çerçevesinde ham petrol ile başlayıp nihai ürünle biten katma değer zincirini hayata geçiren SOCAR Türkiye’nin nihai hedefi Türkiye’nin en büyük endüstriyel holdingi olarak faaliyetlerini başarıyla sürdürmek ve sürekli geliştirmektir. Türkiye’nin en büyük doğrudan dış yatırımcısı SOCAR, yaklasık 19,5 milyar USD tutarındaki yatırım planı çerçevesinde, enerji sektörünün rekabet gücünü zirveye taşıyacak stratejilerini kararlılıkla uygulamaya devam ediyor.