OLAYLAR KARŞISINDA NEDEN FARKLI TEPKİLER VERİRİZ

Gün içinde bir çok farklı olumlu ve olumsuz duygular hissederiz. Başka kişilerle içinde bulunduğumuz aynı durumlarda farklı hislerimiz nedeniyle farklı tepkiler verebiliriz. Örnek olarak siz köpekten korkarken, arkadaşınız aynı köpeği okşayabilir. Siz sınava girmeden önce kaygılanıp, gerilip, karın ağrısı yaşarken, arkadaşınız aynı sınavın öncesinde rahat ve mutlu olabilir. Siz bir olay için çok üzülürken, aynı olay başkasını mutlu edebilir. Yağmura yakalanan iki kişiden biri lanet olsun sırılsıklam ıslanacağım derken diğeri bereket yağıyor diye sevinebilir. Farkı yaratan şey başınıza gelen olayların kendisi değil sizin olayları yorumlama şeklinizdir.
Her insan duygularını harekete geçiren olaylar ve durumlar karşısında farklı tepkiler verirler. Bu tepkiler de insanların kararlarını ve davranışlarını belirler. Verilen bu kararlar ve eylemler de yaşantımıza yön veren bazı önemli sonuçlara yol açar. Kısaca, yaşamda elde ettiğimiz sonuçlar olaylara gösterdiğimiz tepkilerin ürünüdür. Bazı insanlar hemen bazıları geç tepki verebilirler. Bazı insanlar duyguları çok derinden yaşarken bazıları yüzeysel algılayabilir. Bazı insanlar duygusal durumun etkisinden kurtulmak için uzun zamana ihtiyaç duyarken bazıları olayı kısa zamanda unuturlar.
Olaylar karşısında aşırı tepki gösteren birçok insan, istediği gibi gitmeyen durumları fazla düşünme eğilimindedir. Bazı insanlar, geri çekilme yani aşırı stres durumlarından uzaklaşmayı ve kendini geri çekme eğilimindedir. Örnek olarak bebekler, aşırı uyarıya yada strese maruz kaldıklarında uykuya dalarak başka bir bilinç durumuna geçmek isterler. Bazı insanlar baş edemeyeceği kadar kaygı uyandıran durumları kabul etmeme tepkisi ile  inkar etme eğilimine girebilir. Bu insanlar gerçeği değiştirme ya da uzaklaşma davranışı göstermez  ama gerçek durumu yok sayar. Bir diğer davranış biçimi güçlü kontrol mekanizmasıdır. Bu duygunun yoğun yaşanması, kişinin bütün insani değerleri bir kenara iterek, herşeyi kontol altına etmek istemesinden kaynaklıdır. Küçükken bağımlı olarak yetiştirilen bazı insanlar kendisinin alacağı kararı anne ve babaya bırakabilir. Bazı insanların olaylar karşısında tepkisini, içine atma yani dışta yaşanan sürecin içten geliyor gibi yorumlanması yada başkalarına yansıtma yani içsel yaşanan sürecin dıştan geliyor gibi yorumlanması şeklinde gösterir. Bazı insanlarda bastırma savunması gelişmiştir. Yani içsel veya dışsal sıkıntı yaratan bir durumun bilinçdışına itilmesini ifade eder.  Bazı insanlar zorluklarla karşılaştığında ve baş edemediğinde bilinçdışı bir şekilde gelişimsel olarak gerileme özellikleri , bazı insanlar ise zorluklarla karşılaştığında ve baş edemediğinde bilinçdışı bir şekilde saplantı özelliği gösterebilir. Bazı insanlar ise stresle baş etmeyi kolaylaştıran bir olayı veya durumu kendi yararına göre yeniden tanımlayıp akılcılaştırma yöntemine başvurabilir.  Bazı insanlar davranışlarını gizleme yoluna gidebilir. Bazı insanlar sözleriyle karşısındaki kırıp daha sonra özür dileyerek telafi etme yoluna gidebilir. Bazı insanlar baş edemediği saldırganlık gibi bilinçdışı dürtüleri kendine yöneltme durumunu seçebilir. Örnek olarak birisine vurmak istediğinde kendisine vurması kendi canını acıtması gibi. Bazı insanlarda yer değiştirme mekanizması hakimdir. Trafikte giderken bir sürücüye kızıp eve gelince eşine sinirli davranma örneği gibi. Bazı insanlar olaylar karşısında karşıt tepki oluşturabilir. Bir insanın kıskandığı veya hoşlanmadığı birine çok sevgi dolu yaklaşması bu davranışa bir örnek olarak verilebilir. Bazı insanlar baş edemediği duyguları veya dürtüleri bedensel veya sözel olarak eyleme koyma yolunu seçebilir. Bazı insanlarda başa çıkmakta zorlandığı veya benliğine tehlikeli gelen bir duyguyu şaka ve mizah yolu ile komikliğe vurabilir.
Bu davranışlar hepimizin günlük yaşamda sorunlarla başa çıkmak için kullandığımız duygu ve davranışlar olup ancak kullanma yoğunluğu ve dozu arttıkça da ‘bozukluk’ diyebileceğimiz geniş bir yelpazede görülebilen savunma mekanizmalarıdır.
Peki, neden durumlar aynı iken herkes farklı bir duygu ve davranış içine giriyor?
Bunun çocukluk çağında yaşadığımız deneyimler, çocukluk çağında bizim için önemli olan anne, baba ve kardeşlerimizle yürüttüğümüz ilişki biçimi, yaşadığımız çevrenin sosyal, kültürel, ahlaki kurallar ve öğretileri, doğuştan getirdiğimiz ve karakterimizin belirlenmesinde rol oynayan genetik haritamız gibi unsurlar; her bireyin, olayları algılama biçimini, bunların karşısında verdiği tepkileri, sosyal yaşam ve ikili ilişkilerindeki duygu, düşünce, tutum ve davranışlarını belirleyerek bireyler arasında farklılığı yaratır.
Psikolojide, hayatın başımıza gelen olayların kendisinden çok, bu olaylara verdiğimiz tepkiler doğrultusunda geliştiğini savunan 90/10 kuralı isimli bir kural vardır.  Buna göre, hayatın %10’u başımıza gelen olaylardan oluşur; örnek olarak trafik yüzünden işe geç kalmak gibi. Kalan %90 ise bu %10’a nasıl tepki verdiğimize göre değişiklik gösterir. Farklı insanların benzer olaylara farklı şekilde tepki verdiğini biliyoruz. Başlarına gelen tetikleyici olaya verdikleri tepki, insanların gününün kalanının mutlu veya gergin geçmesi üzerinde etkilidir.
Mevlana’nın dediği gibi “Zihin her şeydir. Ne düşünürseniz, o olursunuz”.
Dr. İlhami Pektaş