YOĞURTÇULAR KRALI HAMDİ ULUKAYANIN BAŞARI HİKAYESİ

2007 yılında piyasaya sürülen Chobani yoğurtlarıyla Amerika’da büyük bir başarı yakalayan Hamdi Ulukaya, şu anda yaklaşık 2 milyar dolarlık servetin sahibi olan bir başarılı bir girişimci.

1972 yılında Erzincan‘nın İliç ilçesinde dünyaya gelen Hamdi Ulukaya, süt besiciliği yapan bir ailede yetişti. Ulukaya, ilkokul ve lise yıllarını Erzincan’da geçirdikten sonra üniversite eğitimi için Ankara’ya geldi. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde eğitiminin ardından dil öğrenimi için 1994 yılında New York, Long Island Adelphi Üniversitesi’nde İngilizce öğrenmek üzere Amerika Birleşik Devletleri’ne gitti. 1997’de eyaletin kuzeyine taşındı ve New York Eyalet Üniversitesi’nin Albany Yerleşkesine nakil yaptırarak bazı işletme kurslarına yazıldı.

2002 yılında ABD’yi ziyaret eden Ulukaya’nın babası ona Amerika’daki peynirlerin güzel olmadığı söyledi ve onun daha iyi yapabileceği tavsiyesinde bulundu. Ulukaya, bu tavsiyeyle beraber, küçük bir beyaz peynir fabrikası kurdu. Fakat asıl başarısını, 2005 yılında, New York eyaletinin kuzeyinde, kapatılmış olan büyük bir yoğurt fabrikasını Kraft Foods’tan satın alarak girdiği büyük riske borçludur.

Aylarca finansman bulmak için uğraşan Ulukaya, sonunda fabrikayı Kraft Foods’tan satın aldı ve ABD’nin en iyi yoğurdunu yapmak için çalışmalarına başladı.  18 ay boyunca mükemmel yoğurdu elde etmek için uğraştı. 1 milyon dolardan daha az bir bütçeye satın aldığı fabrikaya ABD’nin KOSGEB ayarındaki bir kurumu fon sağladı.

Hamdi Ulukaya: Yoğurt ve peynir üreten mütevazı bir aileden geliyordum. Ankara Siyasal’da okurken dil eğitimi almak için ABD’ye geldim. Ancak Amerika’da bulunduğum süre içinde marketlerde satılan yoğurtların berbat olduğunu gördüm ve yoğurt üreten bir aileden geldiğim için bunun bir iş fırsatı olabileceğini fark ettim. Çevremdeki herkes benim delirdiğimi düşündü. Herkes koskoca Kraft Foods bu mandıranın iş yapacağını düşünse satar mı hiç? diye düşünüyordu. Ancak ben bu işi hakkıyla yapabileceğimi bildiğim için satın aldım mandırayı.

Ulukaya markasının Chobani adı doğduğu ve büyüdüğü topraklarda çobanlıktan esinlenerek  ortaya çıktı. Zamanla fabrikanın eski çalışanlarını da geri işe aldı ve beş yılda 2 binden fazla çalışana ulaştı.

Chobani‘nin pazarlama ve büyüme stratejisi aslında oldukça basitti. İlk günler hedefini küçük marketler olarak belirledi ve piyasaya giriş yaptı. Küçük marketlerden alışveriş yapanlar yoğurdu beğendi, birbirine önermeye başladı. 2009 yılında Amerika’nın en büyük süpermarketleri olan Wholesale Club ve Costco tarafından fark edildi. Ancak Ulukaya, Chobani yoğurtları için marketlere raf kirası ödeyecek finansal güce sahip değildi. Dolayısıyla marketlere nakit yerine yoğurtla ödeme yapmayı önerdi. “Ya satmazsa” dediklerinde ise fabrikasını teminat olarak gösterdi. Böylece Ulukaya, yoğurt satıldıkça raf kirasını zaman içinde ödeme fırsatı buldu. Ülke genelindeki festival ve panayırlara tanıtım için kamyonlarca yoğurt gönderdi.

Hamdi Ulukaya: Siparişlere yetişmekte güçlük çekiyorduk, ancak durumun böyle olacağını içten içe biliyordum. İyi bir şey ürettiğimizin farkındayım. Koca bir fabrikayı, iş yapmadığı gerekçesiyle satan büyük bir gıda şirketinden alıp ona can verdik. Yeni bir bakış açısıyla büyük bir başarının elde edilebileceğini herkese gösterdik.

Chobani yoğurtları ülkede o kadar tuttu ki Chobani fabrikasının önceki sahibi gıda devi Kraft Foods,  yoğurt departmanını kapatarak diğer ürünlere ağırlık vermeye başladı.

Gittikçe büyüyen Chobani, 2012’nin Aralık ayında ABD’nin Idaho eyaletindeki Twin Falls’da dünyanın en büyük yoğurt fabrikasını açtı. O sene şirket 1 milyar dolardan fazla satış yaptı ve bu başarı ile ABD’de son 10 yılın en hızlı büyüyen ve “En Yenilikçi 10 Şirket” arasında yer aldı.

2017 yılına geldiğimizde ise Fast Company tarafından açıklanan “2017 Dünyanın En Yenilikçi Şirketleri” listesinde Chobani, hem “Gıda” hem de “Sosyal Fayda” kategorilerinde ilk sırada yer aldı. Aynı zamanda Fortune dergisi tarafından tüm sektörleri kapsayan “Dünyayı Değiştiren Şirketler” listesinde yer aldı.

Son olarak 2017 yılında Hamdi Ulukaya, Türkiye’deki girişimcilere katkı sağlamak amacıyla “Hamdi Ulukaya Girişimi”ni kurdu. Aralarında Airbnb, Google, İkea, LinkedIn, UPS ve MasterCard’ın da bulunduğu 80 dev şirketi bir araya getirerek şirketlerin mülteci krizine son verme hedefine ulaşması amaçlı bir iş birliği platformu olan “Tent Foundation“ı (Çadır Vakfı) kurdu. Yine 2017 yılında, iş dünyasında sergilediği farklı liderlik modeli ve mülteci krizi konusunda yaptığı çalışmalardan ötürü TIME 100 listesinde dünyanın en etkili 100 kişisinden biri oldu.

Şirketin %10’luk hissesini çalışanlara dağıttı.

Hamdi Ulukaya, iş hayatında pek rastlanmayan bir cömertlik sergileyerek 5 milyar dolar değerindeki şirketin %10’luk hissesini 2000 personeline dağıttı. Çalışanların tecrübesine ve pozisyonuna göre yapılan bu işlem sonucu bazı personeller 1 milyon dolarlık hisse senedine sahip oldular. Bu bağlamda çalışanların şirkete olan bağlılıklarının arttığını ve işlerini daha çok severek yapacaklarını söyleyebiliriz. %10’luk bir hisse dağıtımı karşılığında şirketin uzun yıllar boyunca sektörde bir numara olacağını söylemek de yerinde olsa gerek.

Başarınızın sırrı nedir?

Hamdi Ulukaya: Yaptığınız işi tutkuyla sevmeniz gerekir. Yaptığınız iş, pek çok fedakarlıkta bulunmanıza neden olur. Ben aile hayatımı feda ettim. İlk 2 yıl fabrikada yatıp kalktım. Hala da fabrikada zaman geçirmeyi, tüm üretim sürecini yerinde takip etmeyi severim.