KİM NE EDERSE KENDİNE EDER-Dr. İlhami Pektaş

İnsan ne ederse kendine eder. Seversen sevilirsin, üzersen üzülürsün. Düşmanlık yaparsan düşmanların artar, iyilik yaparsan dostların.
Atalarımız bu konuyla ilgili yaşadıkları tecrübelerden ibret verici çok güzel sözler aktarmışlar bizlere ve gelecek nesillere. Bunlardan bazıları;
“Etme bulma dünyası”, “Eden kendisine eder. Yapan bulur ve çeker!
Unutma! Kazanmak koca bir ömür ister, kaybetmeye ise bir anlık gaflet yeter!”, “Kimsenin yaptığı yanına kâr kalmaz”, “Rüzgar eken fırtına biçer”, “Zulüm payidar olmaz” , “İyilik yap denize at, balık bilmezse, Hâlık bilir ”gibi yapılan herşeyin mutlaka aynı yönde bir karşılığının olacağını bildiren çok güzel sözlerimiz vardır. Bunları ne kadar sık duysak da genellikle unutuyoruz çoğu zaman. Ama bunları hiçbir zaman unutmamamız gerekiyor. Çünkü günlük hayatımızda her gün bu tür olaylarla karşılaşıyoruz. Hayatta hiçbir şey karşılıksız kalmıyor ve herkes yaptığının karşılığını bir gün umulmadık bir yerde ve umulmadık bir anda mutlaka iyi veya kötü olarak görüyor.
Gönül kazanmak istiyorsan sevgi tohumu ek, Cenneti kazanmak istiyorsan yollara diken serpmekten vazgeç.
Sevgi, saygı, şevkat, merhamet, güzel ahlak, doğruluk, sadakat, nezaket, cömertlik, şükür, adil olmak, hak yememek, sır tutmak senin hayatını cennete, Kin, nefret, haset, kıskançlık, bencillik, öfke, dedikodu, bölücülük, düşmanlık ve kötülük senin hayatını cehenneme çevirir.
Üzülmek istemeyen, kimseyi üzmemeli. Sevilmek isteyen etrafındaki herkesi sevmeli. Hem iyi, hem de kötü dilekler dönüp sahibini bulur sonunda. İnsan karşısındakine nasıl davranırsa oda bilinçli yada bilinçsiz aynı şekilde davranacaktır. Etrafına yaydığı frekanslar aynı şekilde dönüp kendisine geri yansıyacaktır. Kötü niyetler, kötü düşünceler, duygu ve davranışlar bir gün kesinlikle sahibini bulacaktır. İnsan iyilik dilemeli ve iyilik etmeli ki karşılığında iyilik bulsun. Çünkü insanların ona karşı nasıl tavır takınacakları, büyük ölçüde kendisinin onlara karşı nasıl davrandığına bağlıdır. Ayna misali. Aynaya nasıl bakarsan kendini öyle görürsün. Gülerek bakarsan gülen bir yüzle, nefretle bakarsan nefret ve kin dolu bir yüzle karşılaşırsın.
İyiliğin mükafatı da hemen döner ve sahibine gelir. İnsan, günlük hayatta karşılaştığı iyiliğin, hangi davranışlarının karşılığı olduğunu bilemez. Bununla ilgili bir atasözümüz de “İyilik yap denize at, balık bilmezse Hâlık bilir” diyor.
Herkes seçtiklerini yaşıyor aslında. Evet, insan ne ederse kendine eder, ama ona sorarsan suçlu ya hayattır ya da kader.
Bununla ilgili güzel bir hikaye vardır :
Yaşlı bir derviş durmadan gezer ve gittiği yerlerde:“Kim ne ederse yine kendine eder.” der dururdu.
Köydeki yaşlı bir kadında kapısının önünden geçerken söylediği bu sözlerinden bıkmıştı. Bir gün “Şuna bir kötülük yapayım da görsün bakalım herkes ettiğini bulacak mı?” diye bir plân hazırladı.
İhtiyar derviş evinin önünden geçerken içine zehir koyarak hazırladığı yol azığını ona verip:
“Derviş efendi al bu azığı senin için yaptım, acıkınca yersin” dedi. Derviş bu ikrama çok memnun olmuştu. Nasıl bir şey olduğuna bile bakmadan ikram edilen azığı torbasına koyup günlerdir aç olan karnını doyurmak için köyün dışında bir çeşmenin başına gitti.
Torbasından azığını çıkardı, tam yemeye hazırlandığı bir sırada uzaklardan geldiği belli olan kan ter içinde kalmış, aç, yorgun ve bitap düşmüş bir asker:
“Amca çok uzak yollardan geliyorum. Çok açım” dedi.
İhtiyar derviş, hiç tereddüt etmeden torbasından çıkardığı azığın tamamını askere verdi. Kendisi de torbasında günlerden beri sakladığı kuru ekmeğini yemeye başladı.
Zavallı asker verilen azığın tamamını afiyetle yedikten sonra çeşmeden de su içip adama duâ ederek yanından ayrıldı.
Günlerdir kendisini bekleyen annesine yetişmek üzere yola çıktı.
Eve geldi ama “Öldüm, yandım, bittim” diye de feryat etmeye başlamıştı.
Annesi askerden gelen oğlunu bağrına basmış, sevinmesi gerektiği yerde üzülüyor, oğlunun bu hastalığının ne olduğunu anlamaya çalışıyordu:
“Oğlum ne oldu sana? Dokunacak bir şey mi yedin yoksa?” diye sordu.
Asker zararlı bir şey yemediğini, sadece çeşme başında ihtiyar bir dervişin yemek üzere torbasından çıkardığı azığı istemesi üzerine kendisine verdiğini ve adamın merhametine hayran kaldığını söyledi. Yaşlı kadın:
“Eyvah oğlum! Seni ben zehirledim. ‘Adamcağız eden bulur’ diyordu. İşte ettiğimi buldum” diye ağlamaya yırtınmaya başladı ama, iş işten geçmişti.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir