AKIL, KALP VE VİCDANI OLMAYAN ENGELLİLER HAKKINDA

“Ahlak”, doğruluktur, dürüstlüktür, doğrudan doğru yoldan ayrılmamak, doğrunun yanında olmaktır. Vicdan, kişinin kendi niyeti veya davranışları hakkında kendi ahlaki değerlerini temel alarak yaptıklarını ve yapacaklarını ölçüp biçtiği bir kişilik özelliğidir. Vicdan, kalbî merkezlidir; güzel ahlakla iç içedir. Vicdansız bir insan yaratılan tüm canlılara karşı merhamet ve sevgiden yoksundur.
Allahın yarattığı ve insanın zamanla geliştirdiği akıl yapısında ahlak ve vicdan yoksa ondan kimseye bir hayır gelmez. Akıl yürüdüğü yolda kendisine eşlik etmesi için ahlak ve vicdanı kendisine yol arkadaşı olarak seçer. Akıl, güzel ahlak ve vicdandan oluşan bu hayat yolculuğunda hırsızlık, arsızlık, haksızlık, yolsuzluk, haram ve kul hakkı yemek, hile, zorbalık, cana kıymak ve zulüm olmaz.
İnsanın yaratılışı iyilik yönünde olduğundan, iyilik yaptığı ve doğru davranışlar sergilediği sürece vicdanı rahattır. Fakat insan, yaratılışına aykırı olarak kötülük yaptığında, günah işlediğinde vicdanen rahatsız olur, vicdan tepki verir, kötülüğe karşı insanı uyararak yaptığının yanlış olduğunu hatırlatır.
Israrla işlenen günahlar vicdanın bozulmasının en önemli sebebidir. İlk defa yalan söyleyen bir insan bundan çok rahatsız olur, yüzü kızarır, heyecanlanır, kalbi hızla çarpmaya başlar. Fakat bunu alışkanlık haline getirirse artık vicdan tepki vermez, yüzü kızarmak şöyle dursun taş gibi olur, hiçbir şeyden etkilenmez artık. Bir sürü haksızlık ve zulüm yapmışsınız; fakat gece yattığınız zaman mışıl mışıl uyuyabiliyorsunuz. Çünkü vicdanınız kararmış, taşlaşmıştır artık.
Hak, hukuk tanımayan, vicdanı ve gönlü kararmış, kirlenmiş, akli ve zihinsel melekeleri yaratılış gayesine aykırı düşüncelere mahkûm bir insanın çevresine zarar verecek hale gelmesi bir engellilik değil de nedir?
Yaptıkları işlerle ve görmezlikten gelenlerle vicdanını felce uğratan, yok eden ve işlevsiz hale getirenler, insanların en tehlikelileridir. Başını yastığa koyduğunda yaptıklarının hatalı olduğunu haykıran ilahi sesten yoksun olanların elinden her türlü kötülük gelebilir.
Çağımızda terör ve şiddetin, savaşların, akıtılan masum kanların temelinde bu tür özelliklerini kaybetmiş, vicdanı kararmış, katılaşmış insanların payları çok yüksek. Bugün İŞİD denilen bir örgütün, buna benzer diğer örgütlerin ve bunlara büyük destekler verenlerin Irakta, Suriyede, Yemende, Libyada, Tunusta, Mısırda, Nijeryada, Cezayirde akıttığı kanlar, toplu yerlere, Pazar yeri ve camilere, kasabalara, ailelere, insanlara yaptığı saldırılar, İsrailin Filistinliler üzerindeki vicdansız baskıları, saldırıları ve üzerlerine sıçrayan kanın ve bunları hiç sesi çıkmadan seyreden veya görmezden gelen güya Müslüman ülkelerin ve diğer dünya devletlerinin, Birleşmiş Milletler teşkilatının akıl, ahlak ve vicdanı varmıdır acaba ?
“ İşte onlar, Allah’ın; kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir. İşte onlar gafillerin ta kendileridir.” (Nahl, 108), “ Onların kalpleri vardır ama anlamazlar; gözleri vardır ama görmezler; kulakları vardır ama işitmezler…” (A’râf, 179). Gönül gözü kararmış ve vicdanları katılaşmıştır. Bunlar dünyada ve içimizde yaşayan en büyük akıl, ahlak ve vicdandan yoksunu engellilerdir.
Bu nedenle toplumların ahlakî değerlerindeki erozyon, insanlardaki akıl, vicdan ve kalp kirlilikleri, günümüzde üzerinde durulması gereken en önemli sosyal ve toplumsal kirliliklerdir. Çünkü her kirliliğin, psikolojik sorunların temelinde kirlenen kalplerin, vicdanların ve aklın önemli bir etken olduğu inkar edilemez. Hiçbir değer tanımayan insan, sadece çevre için değil, toplumun, insanlığın huzur ve güveni açısından da büyük problem teşkil etmektedir. Servetlerin, şehvetlerin, kural ve sınır tanımayan nefislerin, makamların, dünya haz ve lezzetlerinin, cehaletin kör ettiği akıl, kalp ve vicdanların, sosyal ve toplumsal ilişkilerinde maalesef büyük sıkıntı çekiliyor.
Maddeciliğin alabildiğine yayıldığı çağımızda, Allah’a gönül vermiş insanların kendilerini bu akıl, kalp ve vicdan engelliliği bakımından test etmesi, sorgulaması büyük önem arzetmektedir.
Çünkü tüm bu tür rahatsızlıklar küçük haramlar ve haksızlığa atılan adımlarla başlar.
Rabbim akıl, kalp ve vicdan körlüğü, katılığı gibi rahatsızlıklardan ve engelliliklerden bizleri ve ülkemizi korusun.
Dr. İlhami Pektaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir